BUSMEK | Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları > Haberler > AS MERKEZDE EBRU SERGİSİ


AS MERKEZDE EBRU SERGİSİ

BUSMEK kursiyerlerinin hazırladığı Ebru eserleri AS Merkezde sergiye açıldı. 3 Kasımda açılan sergi 17 Kasım tarihine kadar gezilebilecek.

 

Bursa Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursları (BUSMEK) öğrencilerinin hazırladığı sergide 38 parça ebru eseri bulunuyor. As Merkezde sanatseverleri bekleyen “Elif Aydın ve Öğrencileri” adıyla sunulan sergide, bir yıllık çalışmanın ürünleri yer alıyor.

 

Ebru Nedir?

Ebru yoğunlaştırılmış sıvı üzerine renklerin sınırsız değişimlerle birbirleriyle kucaklaşması, kaynaşması, dansetmesidir. Ebru Sanatını yüzyıllar boyu gizemli kılan, Sanatçıyı ebru teknesinin başında dünyanın bütün gizlerini, kaoslarını aşmaya iten; akıcı tekniği, daima dinamik, değişken, kendini aşan sonsuz teknikleri deneme fırsatı veren bir kağıt boyama Sanatı olan ebru, tezhib ve hat ile birlikte kitap sayfalarında, murakka kenarlarında, ciltlerde, yazı boşluklarında ve koltuklarında kullanılmakla birlikte günümüzde başlı başına bir sanat eseri olarak düşünülmekte ve sergilenmektedir.

 

ELİF AYDIN’IN KALEMİNDN EBRU SANATI…

 

Bir dönem, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Bursa’nın, bilinen birçok özelliğinin haricindeki güzelliklerine tanık oldukça, Osmanlı’nın bu şehri neden başkent olarak seçtiğini çok daha iyi anlıyorum. Osmanlıyı sadece satır aralarından okuyan birisi olarak, bu kentin tarihe açılan kapısından girip koridorlarında ilerlerken, sanatın bütün renklerine ve ahenklerine her geçen gün biraz daha yakından şahit oluyorum.

Suya nakış atmanın sırrına vardığım ilk günden itibaren şehrimizden de sorumlu olduğumuzun farkına vardım. Yaşadığım şehri ihmal etmek, bu şehre vefasızlıktan başka bir şey sayılmazdı, Bursa’nın yeniden bir kültür şehri olarak adından söz etmesi, sadece bu güzel sanatın değil, bilinmeyen diğer sanatların yeniden bilinmesi için adım atmak gerekiyordu. Bunu önce bu şehre sonra kendime karşı üstlendiğim bir sorumluluk olarak gördüm.

Ebrunun o naif sırlarını ve inceliklerini bende öğrencilerimle birlikte aynı zamanlarda keşfediyordum. Her öğrenci benim için; yeni bir tekne, bir fırça, fırçadan süzülen damlaya verilen ruh şekli demekti. Her öğrenci, ebrunun bir sırrına, birlikte vakıf olmak demekti ve her öğrenci bu sanat için yeni bir nefes, yeni bir ses demekti.
Sanat; insan ruhuna hususi bir incelik nakşediyor. Manevi ihtiyaçlarımızı gidermek için insan ruhunu ince ince nakışlarla beziyor.
Sanatın manasını Çözmeye Çalışmak, büyülü bir dünyaya adım atmaya benziyor. Atılan adımla yeni bir dünya yaratıp, içinde yeni alanlar keşfetmeye benziyor.
Ebru gönüllüleri ile birlikte yeni alanlar keşfettikçe alanlarımız da büyümeye ve genişlemeye başladı.

Nakşı yapmak değil, onu o hale getirmek için çaba sarf ettik, sabretmek gerekir dedik. Boyanın rengini, fırçanın sesini, mis kokulu ödün kokusunu içimize sindirdik. Öğrenmeye başladıkça renkler akıl almaz şekilde bir sır gibi açılmaya başladı. Sırlar açığa çıktıkça ümitlerimizi tekneye atmaya devam ettik. Dostlarımızla birlikte çıktığımız bu gönül yolculuğunda gemimiz tekne, küreğimiz fırça oldu. İşlenen her nakış mutlaka yerini buldu. Her nakış bir ses oldu gönülden dile geldi.
Her nakış bir haykırış oldu suya yansıdı. Suda şekilenen her motif kâh, sevdalı kalplerde bir tomurcuk, kâh kendini bulma yolunda bir rehber oldu.
Boyaya şekil veren her biz darbesi sonunda, ebru sevdalısı kendini mutlaka Nakş-ı Ebru’da buldu…

 

 

 

 

Yayın Tarihi: 7 Kasım 2012 Saat: 10:02